Your browser version is outdated. We recommend that you update your browser to the latest version.

  İNCİRKÖY  EKOKÖY   ve  YEŞİLÜZÜMLÜ  YAVAŞ  ŞEHİR

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM

Fethiye’de denizi arkanıza alıp , çam ormanlarının içine dalar , kıvrım kıvrım yollardan yavaş yavaş tırmanır , 25 km sonra bir tepeyi aşınca geniş bir ovaya tepeden bakıyor bulursunuz kendinizi . Göz kamaştıran renkleriyle ova boyunca biraz daha ilerleyiniz . Üzüm bağları , badem , incir ağaçları içine serpiştirilmiş evler , bahçeli evler , bahçelerinde huzur , dinginlik , sakinlik .  Ova’nın ortasında durunuz ; bir yamaçta bir köy : İncirköy , diğer yamaçta bir beldemiz : Yeşilüzümlü ; bir elmanın iki yarısı ; yüreğini gökyüzüne açmış , kollarını iki yana kocaman açmış , sizi sarmak için bekler gibi .

İncirköy ve Yeşilüzümlü’nün eteklerinde , paylaştıkları  üzüm bahçeleri , zeytinlikler , incir bahçeleri ; arpa , buğday , yulaf , yonca ekili uçsuz bucaksız bir ovamız var . İncirköy ve  Yeşilüzümlü , kuş uçumu 4 km karşı karşıya , sabah güneşinde , akşam karanlığında , gecelerin yıldız aydınlığında birbirlerine el sallarlar , aynı huzuru paylaşırlar .

Yirmi dakika gibi kısacık bir sürede , Fethiye’den , denizden , 500 – 600 metre yukarılara tırmanıverdiniz ; yaylaların serinliği yüzünüzde , yüreğinizde , içinizde . Kış aylarında 1500 civarında yaşayanıyla İncirköy , 3500 civarında yaşayanıyla Yeşilüzümlü , sakinliğin bekçiliğini yapar , yaz aylarında ise bir o kadar da konukları olur .

Tepelerde antik kentimiz Kadyanda , Yeşilüzümlü , Kadyanda’nın eteklerinde çam ormanı ile çevrilmiş bir beldemiz . Yüzyıllar , binyıllar Anadolumuz’da ne kültürler yaşadı , bize , bugüne ne yaşamlar taşıdılar . Kadyanda , Yeşilüzümlü’ye 6 km’de bir Likya kentimiz . Birçok yapılarıyla hala capcanlı . Yeşilüzümlü’de çok az bir zaman geçirince , Yeşilüzümlüler’in hoşgörülerinin , konukseverliklerinin , Likyalılar’dan bugüne taşınageldiğini hissedersiniz . Yerli yabancı konuklar Kadyanda’ya günübirlik gezilerinde tarih içerisinde bir yolculuk yaptıktan , uzun uzun yürüdükten sonra , Yeşilüzümlü’de kent meydanında soluklanırlar .

Yeşilüzümlü’nün önceki adı , Üzümlü . Yüzyıllardır ovayı süsleyen üzüm bahçelerinin cömert kokusunu ve  tadını taşımaktaydı  Üzümlü adı . Yeşilüzümlü adı ile , üzüm bahçelerinin cömert rengine, beldeyi kucaklıyan bütün ekolojinin ,  ovaların , ormanların rengi de eklenmiş oldu .

Yeşilüzümlü’nün adı son üç yılda , Uluslararası Yeşilüzümlü ve Yöresi Kuzugöbeği Festivaliile daha çok duyuldu . Yeşilüzümlü , dar sokaklar arasında tarihe küçük bir yolculuk yapmak ; “dastar” denilen  dokuma dükkanlarını  gezmek , dokuma dükkanlarında  , yüzlerinde yılların silemediği güleç yüzleriyle yaşlı bir ninenin kimbilir hangi düşleri , yaşamın gizemlerini , sevgilerini , aşklarını , acılarını , sevinçlerini  tek tek dastarlara örüşünü yakalamak ;  yaşamın buruk tadını ağzınıza doldurup çalkalayıp çalkalayıp içinizde yüreğinizin kimyasıyla burukluğun sevince ve coşkuya dönüştüğü Yeşilüzümlü şarabını tatmak isteyenlerin uğrak yeri olmuştur .

Kent meydanı , buluşma yeridir . Bağında bahçesinde işlerini kolaylayıp gelenlerin , gezinticilerin buluşma yeridir . Eskiden kahvehanelerde hep erkekler toplanır , gün boyu oyunlar oynanırdı . Şimdi artık kültürler kaynaşması yaşıyoruz . Yerli , yabancı kadınlı erkekli oturuluyor artık meydandaki kahvehanelerde , birlikte “Türk Çayı” , “Türk Kahvesi” , dağlarımızdan toplanmış bitkisel çaylar içiliyor . Meydanın ortasına durup bakarsanız , yaşamın usul usul akmakta olduğunu gözlemlersiniz . Tek telaş , kahvehanelerde oyun oynayanların telaşıdır . Kent meydanındaki camide ezan okunduğunda isteyenler gidip namazlarını kılıp gelirler . Öyle ya , yaşamın baş döndürücü kargaşasına bir mola verip , anlamsız telaşeleri az biraz yavaşlatıp , bir bu dünyaya bir öteki dünyaya selam verip , yaşam oyunuyla dalga geçercesine yola devam etmek gerek . Meydan kahvehanelerinde dizilip oturanlar , sanki yaşam önlerinden akıp geçiyormuş gibi seyre dalmışlardır . Kentli köylü , yerli yabancı , kadın erkek bir arada , hoşgörüyü , kardeşliği , kaynaşmayı soluduğunuzu hissedersiniz . Sonra kalkar , ara sokaklarda bir gezintiye çıkarsınız , bir lokantada bişeyler yiyebilir , ya da bir şarap evinde – şimdi Wine House , diyorlar – Yeşilüzümlü şarabı yudumlarsınız . Bugün insanoğlu hastalıklarının önemli nedenlerinden birisi de strestir . Yeşilüzümlü’de yaşıyorsanız ya da günübirlik gelmişseniz , buradaki rahat yaşam tarzının , siz farkında olmadan , içinizdeki stresi atmanızı sağladığını hissedersiniz . Burada kin nefret gurur ego yoktur . Büyük küçük yoktur . Burada “hiçbirşeyliği” hisseder , rahatlarsınız . Hangi dil , din , kültürden olursanız olun , yüzyıllardır süregelen aydınlığın , hoşgörünün kucağında huzur bulursunuz .     

Yeşilüzümlü’nün hemen karşısında yüz yüze bakıştıkları İncirköy de , aynı şekilde , yöremizde yüzyıllardır bize besin veren incirden almıştır adını .  Köylerimiz , beldelerimiz , doğanın yüz yıllardır , bin yıllardır bitmeyen , süregiden , kendiliğinden süregelen cömertliğine şükranlarını belirtmek için isimlerini üzümden , incirden , zeytinden almışlar . Bu beldelerimiz , köylerimiz , isimleriyle var olsunlar , yaşasınlar ; öyle ki , eskiden kendi başlarına yaşamaktaydılar , şimdi , sürdürülebilirlikleri bize , insanlara bağlı . Bir bebeğe isim verilirken , adıyla yaşasın , denilir , öyle dilenir . İncirköy inciriyle , Üzümlü üzümüyle yaşasın ; zinhar , insanlar inciri , üzümü yok etmesinler diye , isimlendirmiş atalarımız . Biz bu hazinelerimizi koruyamazsak , sürdüremezsek , beton yığınlarına satarsak , atalarımızın kemikleri sızlayacaktır .

Yeşilüzümlü , yaylaların yaz serinliğinde huzurlu ve sağlıklı yaşamak isteyenlerin yeri olagelmiştir hep . Konu şarap ise , Fethiye’de , Yeşilüzümlü ve Yeşilüzümlü şarabı hemen yan yana geliverir akıllarda . Şimdilerde , ovalarda çift süren  çiftçilerimizin pullukarına şarap testileri takılmaktadır . Şarap testilerinin içindeki şarap toprağa karışmıştır ama biz o testilerde , bu topraklarda yüzyıllarca yaşanmış coşku , sevgi , kardeşlik ve hoşgörünün izlerini buluruz . Yüzyıllar öncesinden Yeşilüzümlü’de şarap üretildiğini ve içildiğini , çeşitli izlerden ve tarlalarımızdan çıkan testilerimizden biliyoruz . Ancak son zamanlarda kültürel ve kentsel değişimlerle , yaygın imarlaşma ile üzüm bağları , şarap üretimi ve tüketimi de azalmaktaydı . Bu nedenle , üç yıl boyunca festivalimizin önemli etkinliklerinden birisi de , kentimizde ve yöremizde bağcılığın yeniden geliştirilmesi  yönünde seminerler düzenlenmesiydi . Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen şarap uzmanları , yöremizde en kaliteli şarabı yetiştirmek için uygun olan üzüm çeşitleri , bağ yetiştiriciliği  , evde şarap yapma teknikleri üzerine seminerler verdiler , iyi ve kaliteli şarabı anlamak , öğrenmek için şarap tadım toplantıları yapıldı . Üç yıldan bu yana beldemizde yetiştirilen şarap kalitesinde önemli bir gelişme yaşanmaktadır .

Bugünlerde , Yeşilüzümlü’nün coşkusunu keşfeden yabancı konuklar da yüreklerinin derinliklerinde solumaktadırlar bu hazzı , huzuru , dinginliği . Yaylaların duru , pırıl pırıl bereket saçan güneşini keşfeden , yaşamın anlamsız telaşeleri ve gürültülerinden kaçıp eski zamanların , yaşamın akışını damağında hisseden , yaşadığını farkederek , hissederek yaşamayı keşfeden , dünyanın çeşitli ülkelerinden 500’e yakın yabancı konuk , Yeşilüzümlü’de yerleşmiş durumdalar .

Yeşilüzümlü bir deniz beldesi değildir , kıyılarında balıkçı kayıkları yoktur , akşam esintilerinde dalgalar kıyılara vurmaz , ve fakat ,  kendisini büyük bir aşkla kucaklayan dağlarının , ormanlarının yeşili öylesine yeşildir ki , ovalarında yeşeren bereketin yeşili öylesine cömerttir ki , baharlarında çiçekleri öylesine renk cümbüşleriyle uçuşurlar ki , ovaları denizler gibidir , pırıl pırıl göklerinde mavi , maviliği ile gurur duyar .

Bunun için , bu gizemli güzelliğin cazibesiyle yerli ve yabancı konuklar Yeşilüzümlü’de sakin ve dingin bir yaşamı seçmişlerdir . Ayrıca birçok yerli ve yabancı konuk , günübirlik de olsa gelip bu güzellikten biraczık çalabilmenin heyecanını yaşarlar . Yüzyıllardır kim bilir kimlerin yaşadığı taş duvarlı evlerin dizildiği taş duvarlı daracık sokaklarda gezinirken , altın yürekli bir teyzenin tel tel işlediği , ince parmaklı bir kızın kenarlarına boncuklar dizdiği dastar dediğimiz dokumalara dokunup aynı aşkları paylaşırlar . Eskiden ,  tenimize dokunan giysilerimizde kimyasal boyaların baştan çıkarıcı ölümcül güzelliğini değil , ipek böceklerinin özenle ve büyük sabırla sundukları doğa aşklarını , sıcaklıklarını bulurduk yumuşacık ; kozaların iplikleri , bizi doğaya bağlayan bağlardı . Günümüzde ne yazık kı kimyasal gömleklerle alerji giyiyoruz , tenimize haksızlık ediyoruz .  Bunun için Yeşilüzümlü’nün sokalarında gezerken girin bir dokuma dükkanına  , doğa giydirsin sizi , doğayı hissedin teninizde , içinizde .

Kentin eski evlerini , eski mimari dokuyu korumak ve sürdürmek amacıyla Yeşilüzümlü Belediyesi , Fethiye Mimarlar Odası işbirliği ile yaptığı ortak çalışmanın ilk aşamasını tamamlamıştır . Kentin eski yapıları tek tek belirlendi , eski dokuyu koruyacak şekilde onarım işlemleri yönlendirilecek ve yönetilecektir . Eski ahşap kapı pencereler , pencere önünde cumbalar , eski taş duvarlar aynı şekilde korunacak ya da aynı şekilde tamir edilecektir . Beş yıl kadar önce kentin eski daracık sokaklarının , günümüz gereksinimlerine göre genişletilmesi ve “modern” bir şekle getirilmesi için yeni imar planları papılmış , uygulanması beklenmekteydi . Böylesine bir uygulama Yeşilüzümlü için ölümcül , geri dönülmesiz , Yeşilüzümlü’ye yakışmıyan , Yeşilüzümlü’nün doğası ve ruhu ile uyuşmayan bir yanlışlık olurdu . Bu yıl , Yeşilüzümlü Belediyesi , kent merkezinin yavaş , sakin bir yaşam alanı olması bilinciyle , daracık ama bir o kadar da içten , samimi sokakları ile kentin tarihi mimarisini aynı şekilde korumak için karar aldı . Yaşamı korumak , yaşamı sürdürmek için karar aldı .     

Dünü çok çabuk unutuyoruz . Bugüne çok kolayca alışıyoruz . Şimdi teknolojinin baştan çıkarıcılığı , göz kamaştırıcılığının körlüğünde kaybolduk , insanın insana en naif , en saf , en masumane sıcaklığını  yitirmekteyiz . Bilgisayarların , televizyonların kölesi olduk , insanla değil , teknoloji ile iletişim kurar olduk .  Aynı ovayı , aynı dağları , aynı gökyüzünü paylaşan  Yeşilüzümlü’de , İncirköy’de , eski bir eve girip , bir ocaklığın başına geçip , yan yana dizilip , pırıl pırıl alevlerin şavkında geçmişin sıcak sohbetlerini yaşarsınız . Altın sarısı buğdayları orakla biçip , taş değirmenlerde öğütüp , odun ateşinde incecik pişirilen yufka ekmeklerinden kaşık yapıp yemeğinizi yerken aldığınız tat , ve , en önemlisi aldığınız besin , size , en azından , insanlığın hakettiği bazı değerleri hatırlatır . Günümüzde , göze güzel gözüksün , beyaz gözüksün , albenisi olsun diye ekmeklikten çıkardığımız , besin değeri olmıyan ekmek yemek zorunda kalıyoruz . İncirköy’de , Yeşilüzümlü’de eğer insanoğlu isterse , eski tatları yeniden yakalıyabileceğimizi görürsünüz .

Yeşilüzümlü’de , İncirköy’de , yüz yaşını aşmış bir çok insan vardır . Bunun tek nedeni doğru beslenmedir  , doğal beslenmedir . Atalarımız doğru beslenirlerdi . Beslendikleri hava temizdi . Su temizdi . Gıdalarda besin vardı . Bunun için uzun yaşarlardı . Bunun bilincinde olan Yeşilüzümlüler ve İncirköylüler , son birkaç yıldır Organik Tarım , Permakültür ve Doğal Tarım üzerine çalışmalar yapmakta , seminerler , tarım sohbetleri yapmaktadırlar . Permakültür , dünyanın bir çok ülkesinde oldukça yaygınlaşmışken , Türkiye’de de son yıllarda birçok kişi uygulamaya başlamıştır .   Permakültür , endüstriyel tarımın aksine , sürdürülebilir , kalıcı tarım yöntemlerini tasarlama sistemidir . Doğal Tarım da , Permakültür gibi , hiçbir kimyasal ilaç ve gübre kullanmaz . Kimyasal ilaç ve gübre kullanılmaya başlanılmadan önce topraklarımız bereketliydi , ilaçlara bağımlı değildi , şimdi , doğal tarım yoluyla yine hep bereketli , yine hep sürdürülebilir olabilir , olmalıdır .

Gittikçe doğadan , toprağımızdan , köylerimizden kopuyoruz ,  uzaklaşıyoruz , yabancılaşıyoruz . Bereketli  toprak nedir , unuttuk . Eski tohumlardaki gizemli tatları unuttuk , birçok sebze meyve , yerel tahıllar , bitki türleri , kuşları , böcekleri unuttuk , çünki yokettik . Bunun için köylerimiz , beldelerimiz yalnızlaşıyor , insansızlaşıyor , garip bir duruma bürünüyor . Öteyandan kentlerimiz , büyük şehirlerimiz yoğun bir göç alıyor ve gün geçtikçe daha bir yaşanılmaz oluyor . Büyük kentlerimizin artan trafik sorunlarını çözmek için daha fazla yollar köprüler yapmak ancak geçici bir çözüm oluyor . Oysa asıl sorun , köyden , kırsaldan , doğadan kaçış ile birlikte başlıyor , sorunun asıl nedeni bu .  Biz , İncirköy’de ve Yeşilüzümlü’de sürdürülebilir turizmi canlandırarak , kendi yerelimizde , köyden kaçış sorununa çözüm getireceğimize ve güzel bir örnek olacağımıza inanıyoruz .    

İncirköy ve Yeşilüzümlü’de , Organik Tarımcılıkla birlikte Organik Arıcılık ve Organik Bal Üretimi seminerleri başlatılmıştır . İl Tarım Müdürlüğü , Muğla Arıcılar Birliği , Fethiye İlçe Tarım Müdürlüğü , Halk Eğitim Merkezi  işbirliği ile düzenlenen seminerlerin birincisi İncirköy’de yapılmış , ikincisi ise bahar aylarında uygulamalı olarak Yeşilüzümlü’de yapılacaktır . En kısa zamanda organik arıcılık uygulamasına geçmek için proje çalışmaları sürdürülmektedir  . İncirköy ve Yeşilüzümlü’de örnek olarak sertifikalı organik tarım üretimi başlatılmıştır . Kahvehanelerde , İlçe Tarım işbirliği ile organik ve doğal tarım çalışmaları ve sohbetleri yapılmaktadır .

İncirköy ve Yeşilüzümlü’de , paylaştıkları aynı vadide , ovada , dağlarda , bağlarda , bahçelerde ,   Doğal Tarımın vazgeçilmezleri  arılar , uçuşarak bal paylaşımı yapmanın ötesinde , köyler , kentler arasında doğal kardeşlik bağları da oluşturmaktadırlar . Benim arılarım senin çiçeklerine konarken senin arıların da benim çiçeklerime konabilmekte , doğanın , insanlar arasında olması gereken dayanışmasına işaret etmektedirler .  

Sağlıklı beslenme , yalnızca aldığımız doğal gıdalar ile değil , aynı zamanda aldığımız hava , su , ve yaşadığımız kültür ile bütün olur . Sağlıklı beslenme tek yönlü değil , çeşitli beslenmedir . Her mevsimin kendine özgü çeşitli sebze ve meyveleri ile , bu tatları muhafaza ederek , aynı şekilde , günümüzün çok hızla gelişen iletişim ve ulaşımıyla gelen çok sesli yerli ve yabancı kültürler ile , kendi kültürlerimizin eşsiz tadını da koruyarak sağlıklı beslenebiliriz .

Tüm bunların bilincinde olan Yeşilüzümlü ve İncirköylüler , üç yıldır , Nisan ayı başında , üç gün süren Uluslararası Yeşilüzümlü ve Yöresi Kuzugöbeği Mantar Festivali’ni düzenlemektedirler . Bu yıl , 2012 Nisan’ında festivalimizin dördüncüsünü yaşayacağız . Festivalimizin sembolik ismi , kuzugöbeği’dir . Kuzugöbeği mantarı , az bulunan , ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi Fethiye yöresinde de yetişen değerli bir mantarımızdır . Festival süresince , yurt dışından ve içinden gelen mantar uzmanları , üniversitelerimizden gelen öğretim üyelerimiz ve konu ile ilgili bölümlerden katılımcı öğrencilerimiz ile seminerler , söyleşiler yapılıyor , birlikte mantar toplama gezileri düzenleniiyor , Sakin Kent ve Slow Food üzerine söyleşiler yapılıyor . Halkın ürettikleri ürünler festival boyunca sergileniyor , kurulan yerel pazarlarda konuklar yerel ürünleri doğrudan alabiliyorlar . Her mevsimde bahçelerimizde , kırlarımızda bulunan otlardan , mantarlardan yapılan yemekleri , börekleri festival boyunca tadabilirsiniz .  Kadyanda antik kentine topluca gidilip , koşu yolunda , gelenekselleştirdiğimiz koşu yarışları yapılmakta , geçmişten geleceğe bir bağı , bir zinciri  sağlamlaştırmaktayız . Geceleri de , üç gün boyunca hep birlikte eğleniyoruz . Sanatçılarımızın çoğu yerel sanatçılarımız oluyor ve gönüllü olarak çalıyorlar . Yöremizin türkülerini , oyunlarını , yerel kültürümüzü sürdürmek için festivallerin önemini hep birlikte yaşıyoruz .

Dünyamızın en önemli sorunlarından birisi de Karbon Ayak İzinin gittikçe belirginleşen etkileridir . Festivalimizde , Slow Food seminerlerimizde ve toplantılarımızda yerel üretim ve yerel tüketimin önemi , sürekli yinelenmektedir . Kent meydanında yapılan toplantılara halkın doğrudan katılımı kolaylaştırılmakta , simultane tercümeler ile kentimizde yaşayan ve yurt dışından gelen konuklarımızın da katılım ve katkıları sağlanmaktadır . Ulusal televizyon kanalları festivalimizi sürekli izlemekteler . Örneğin , CNN Türk Televizyonu’nda Arda’nın Mutfağı programında Arda , kendi elleriyle topladığı mantarlardan İtalya mutfağına özgü yemekler yaparken , bir yandan da yerel mantar yemeklerinin nasıl yapıldığı katılımcılara gösterilip , birlikte pişirilip , yine birlikte yenmektedir . Kırlarımızda , bağlarımızda bahçelerimizde , ormanlarımızda , farkında olmadığımız , bilmediğimiz besin yüklü , doğal zenginlikler yüklü o kadar çok otlarımız , bitkilerimiz , mantarlarımız var , bu zenginliklerimizi değerlendirebilmeliyiz . Ulusal medya ve festivaller ile bu düşünce daha da yaygınlaşacaktır . Yerel zenginliklerin değerlendirilmesi , öncelik verilmesi , karbon ayak izini azaltacaktır .   

Yeşilüzümlü ve Yöresi Kuzugöbeği Festivali’nin, sürdürülebilir yaşam yolundaki amaçları , yerel değerlere sahip çıkmak ,  korumak ve sürdürülmesini sağlamaktır :

·Yerel tohumların korunarak Doğal Tarımın yaygınlaştırılması ,

·Yöresel yemeklerin ve tatların öne çıkarılması ile sağlıklı beslenme bilincinin yaygınlaştırılması ,

·Mantarlarımızın doğru toplanması , örneğin , küçük bir çakı ile , sapı , toprağın altında kalacak şekilde toplanması , poşetlerde değil sepetlerde taşınması  ve
halk arasında zehirsiz olarak bilinen ve tüketilen mantarların bilinmesinin, zehirli / zehirsiz mantar bilgisinin yaygınlaştırılması ,

·Yerel  , yöresel  ve bölgesel  müziğin öne çıkarılarak yerel sanatçıların desteklenmesi
* delbekçilerin ,
* davul – zurnanın egilerinin paylaşılarak yaşatılması ,
* yöresel türkülerimizin , günümüzün hızlı tüketilen fast-food müziklerinin arasında  kaybolup gitmesinin önlenmesi,

·Yöresel el sanatlarının , örneğin “dastar” dokumacılığının korunarak sürdürülmesi ,

·Yeşilüzümlü Şarabı’nın kalitesinin arttırılarak markalaştırılması ve yüzyıllar ötesine uzanan şarap tatlarının yeniden yakalanması ,

·Bölgede kültürel ve sosyal kaynaşmayı  arttırmak,
dayanışmanın , hoşgörünün , birlikteliğin , kardeşliğin , paylaşmanın , yaşam kalitesinin yüceltilmesi.  

Yeşilüzümlü Belediyesi , kentin gürültü kirliliğini azaltmak amacı ile , taşıtların kent merkezine girmeden kent etrafında seyir etmeleri için imar çalışmalarını tamamlamıştır .  Kısa süre içerisinde akıcı trafik , kent merkezine uğramadan , kentin çevresinden geçecektir .        

Yüzyıllar ötesinden bize , bugüne taşınagelmiş tüm bu güzelliklerin , değerlerin tek sahipleri bizler olamayız ; bizim de tatmamız için cömertçe bize sunulan bu güzellikleri ve değerleri biz de gelecek nesillere taşımakla , bu değerleri ve güzellikleri sürdürmekle sorumluyuz . Bizim yaşam felsefemiz , öncelikle , “biz bu dünyadan , bu doğadan , bu topraklardan neler elde edebilirz , neler alabiliriz” değil , “biz bu dünyaya , bu topraklara neler verebiliriz”dir .   

Bunun için yaptığımız tarım sürdürülebilir olmalı , her ne pahasına olursa olsun , ancak geçici bir iyileştirme sağlıyabilecek kimyasal gübre ve ilaçlarla topraklarımızı , topraklarımızdaki değerli mineralleri öldürmememliyiz  .

Bunun için yaptığımız turizm sürdürülebilir olmalı , kentin sakinliğini ve dinginliğini yitirmeden  ,
*köy pansiyonculuğunu ve köy kahvaltsını özendirerek ,
*yerel  ürünlerin , gelen konuklara sunulmasını sağlıyarak 
köyümüzde , kentimizde yaşayanların refahlarını arttırabilmeliyiz .

Bunun için , köyümüzü , kentimizi beton binalarla boğmadan , doğanın tüm renkleriyle gözlerimize , yüreğimize bayram ettiren bu ovaların dağların yeşilini , mavisini , sarısını , kızılını korumalıyız. Her evin bahçesinde en azından bir incir ağacı , bir zeytin ağacı , gölgelik olsun diye bir üzüm bağı çardağı olmalıdır  .

Sürdürülebilirlik, ancak bütünlük içerisinde sağlanılabilir ; sürdürülebilir çevre , sürdürülebilir tarım , sürdürülebilir turizm ve tüm bunları kucağında besleyen sürdürülebilir kültür hep bir arada düşünülmeli ve uygulanmalıdır , birisine özen göstermezsek, hepsini kaybederiz .

 

İncirköy , bir Ekoköy olmak istemektedir . Çünki , İncirköylüler ,

Taş duvarlı daracık sokaklarında , taş duvarlı , ahşap kapılı pencereli evlerin önünden yavaşça yürüyenlerin , yaşadıklarını farkedebildikleri bir köy olarak kalmak istemektedirler ,

Bahçelerinde , tarlalarında birkaç keçisi , koyunu , ineği , tavuğu olsun ;
çalı çitlerle çevrili bahçesinde bir sabah  bir kahvaltıda doğal sütü , peyniri , yumurtayı  konuklarıyla paylaşabilsin istemektedirler ,

İnsanın en temel  ve doğal hakkı olan temiz bir havayı teneffüs etmek istemektedirler . 

 

Yeşilüzümlü , bir Sakin Kent olmak istemektedir . Çünkü:

  • Sakin Kent felsefesinin tüm dünyada yaygınlaşmasına , Sakin Kentlerin sayı olarak çoğalmasına katkıda bulunmak istiyoruz . Sağlıklı kentlerin , sağlıklı yaşamların çoğalması için atılacak adımları , her türlü çabayı , içinde yaşadığımız , paylaştığımız bir dünyaya bir sorumluluk olarak görüyoruz .
  • Sakin Kent felsefesinin yaygınlaşması ile , bu bilincin yaygınlaşması ile insanlar , bulundukları çevreye daha duyarlı olacaklar , dünya değerlerinin sürdürülebilir olması için çalışacaklardır . Yeşilüzümlü’nün Sakin Kent olması ile , burada yaşayanlar ve buraya gelen konuklarımız , Sakin Kent bilinci ile tüm kültürel , sosyal , doğal değerlerimize sahip çıkarak , paylaşarak yaşayacaklar ve tüm değerlerimizin tüketilerek değil , korunarak , sürdürülerek daha yüzyıllarca yaşatılmasına katkıda bulunacaklar .
  • Güzellikleri ancak paylaşarak yaşarsak koruyabiliriz , sürdürebiliriz . Ve , ayrıca , paylaşarak yaşamanın hazzını yaygınlaştırabilirsek , her anlamda çoklu beslenme , çeşitli beslenme ile daha sağlıklı toplumlar yaratabiliriz . Biz , bunun için festivaller düzenliyoruz , güzelliklerimizi tüm dünya ile paylaşmanın hazzını yaşamak istiyoruz .

8. Yeşilüzümlü Kuzugöbeği Mantar Festivali